Eklem çıkığı nedir?
Eklem çıkığı, eklemi oluşturan kemik yüzeylerinin birbiriyle olan normal ilişkisinin tamamen bozulmasıdır. Yüzeylerin kısmen ayrıldığı duruma ise subluksasyon (yarı çıkık) denir. Çıkık sırasında yalnızca kemikler yer değiştirmez; eklem kapsülü, bağlar, kıkırdak ve bazen çevredeki damar-sinir yapıları da zarar görür. Bu nedenle çıkık, basit bir yerine oturtma işleminden ibaret değildir.
Omuz çıkığı
Vücutta en sık çıkan eklem omuzdur. Bunun nedeni, geniş hareket açıklığını sağlayan sığ eklem yapısıdır. Çıkıkların büyük çoğunluğu öne doğru gelişir; kol dışa dönük ve yukarıdayken alınan darbe veya düşme tipik mekanizmadır.
Hasta kolunu hareket ettiremez, gövdesine yapışık ve destekler pozisyonda tutar. Omuzun normal yuvarlak hattı kaybolur, köşeli bir görünüm alır. Şiddetli ağrı vardır. Kolda uyuşma veya güç kaybı varsa sinir yaralanması akla gelmelidir.
Tedavide çıkık, uygun ağrı kontrolü altında ve mutlaka röntgen çekildikten sonra yerine yerleştirilir. Eşlik eden kırık atlanırsa yerleştirme sırasında ciddi hasar oluşabilir. Yerleştirme sonrası kol askıda tutulur ve kontrol grafisi çekilir.
Genç hastalarda ilk çıkık sonrası tekrarlama riski yüksektir; bunun nedeni, çıkık sırasında eklem yuvasının ön kenarındaki kıkırdak dudağın (labrum) yırtılmasıdır. Tekrarlayan çıkıklarda artroskopik Bankart onarımı ile labrum yeniden tespit edilir. Kemik kaybının fazla olduğu olgularda kemik bloklu teknikler tercih edilir.
Kalça çıkığı
Kalça çıkığı yüksek enerjili travmalarla oluşur; en sık trafik kazalarında, dizin ön panele çarpması sonucu görülür. Bacak kısa, içe dönük ve bükülü pozisyondadır. Bu durum acil bir ortopedik tablodur: femur başının kanlanması bozulduğu için çıkık ne kadar geç yerine yerleştirilirse avasküler nekroz riski o kadar artar. Bu nedenle mümkün olan en kısa sürede müdahale edilmelidir. Protezli hastalarda da çıkık görülebilir; belirli pozisyonlardan kaçınma kuralları bu riski azaltmak içindir.
El ve ayak parmağı çıkıkları
Parmak çıkıkları sporda ve günlük hayatta sık karşılaşılır. Topun parmağa çarpması, düşme sırasında parmağın takılması tipik nedenlerdir. Parmak şekil bozukluğu, şişlik ve hareket kaybı belirgindir.
Parmak çıkıklarının sahada veya evde kendi kendine yerine oturtulmaya çalışılması sakıncalıdır; eşlik eden kırık, bağ kopması veya tendon yaralanması gözden kaçabilir. Yerleştirme sonrası parmak belirli bir süre atelle tespit edilir, ardından sertliği önlemek için erken hareket egzersizlerine başlanır. Bazı çıkıklarda arada kalan yumuşak doku nedeniyle kapalı yerleştirme mümkün olmaz ve cerrahi gerekir.
Eklem kırıklı çıkıkları
Çıkığa kırık eşlik ettiğinde tabloya kırıklı çıkık denir ve tedavi çok daha dikkatli planlanmalıdır. Eklem yüzeyini ilgilendiren kırık parçaları anatomik olarak yerine getirilmezse, ilerleyen yıllarda erken kireçlenme kaçınılmaz olur. Bu nedenle bu olgularda çoğunlukla cerrahi tespit tercih edilir. Ayak bileği, dirsek ve omuz kırıklı çıkıkları en sık karşılaşılanlardır.
Tanı ve takip
Her çıkıkta yerleştirme öncesi ve sonrası röntgen zorunludur. Eşlik eden kırıkların ayrıntılı değerlendirilmesi için tomografi, bağ ve kıkırdak hasarının gösterilmesi için MR kullanılır. Damar ve sinir muayenesi yerleştirme öncesi ve sonrası ayrı ayrı kayıt altına alınır.
İyileşme ve tekrarın önlenmesi
Çıkık sonrası eklemin bir süre korunması, ardından kontrollü hareket ve güçlendirme programına geçilmesi gerekir. Omuz çıkığı sonrası rotator manşet ve kürek kemiği çevresi kaslarının güçlendirilmesi, tekrarlama riskini azaltmada en etkili yöntemdir. Temas sporlarına dönüş, kas gücü ve eklem kontrolü yeterli hale gelmeden yapılmamalıdır.
Çıkık sonrası ilk 24 saat
Çıkık yerine yerleştirildikten sonraki ilk gün, iyileşmenin seyrini etkileyen önemli bir dönemdir. Bu süreçte eklem verilen atel, askı veya bandajla korunmalı, şişliği azaltmak için soğuk uygulama günde birkaç kez 15–20 dakika tekrarlanmalıdır. Uzuv mümkün olduğunca kalp seviyesinin üzerinde tutulmalıdır.
Uyarıcı bulgular konusunda hastanın bilgilendirilmesi gerekir: parmaklarda artan uyuşma, soğukluk, morarma veya giderek şiddetlenen ağrı varsa vakit kaybetmeden başvurulmalıdır. Bu bulgular, damar-sinir baskısının veya aşırı ödemin işareti olabilir.
Bir diğer önemli nokta, çıkık yerleştirildikten sonra ağrının hızla azalmasının tedavinin bittiği anlamına gelmemesidir. Bağ ve kapsül iyileşmesi haftalar sürer; koruma süresi tamamlanmadan zorlayıcı hareketlere dönülmesi, tekrarlayan çıkıkların en sık nedenidir.
Omzunuz birden fazla kez çıktıysa bunu kader olarak görmeyin; artroskopik onarımla tekrarlama riski büyük ölçüde azaltılabilir. Muayeneye gelin, mevcut hasarı birlikte değerlendirelim.